Medirehber.com

Aase Sendromu

Aase sendromu, hafif büyüme geriliği, hipoplastik anemi, değişken lökositopeni, üç falanksli başparmaklar, dar omuzlar ve fontanellerin geç kapanmasıyla karakterize ailesel bir genetik sendromdur. Nadir olgularda yarık dudak, yarık damak, retinopati ve boyun perdesi de tabloya eşlik edebilir. Otozomal resesif kalıtım örüntüsü öne sürülmüştür.

Tarihçe

Sendrom, ilk kez Amerikalı pediatrist Jon Morton Aase tarafından tanımlanmış ve adıyla anılmıştır. Aase, bu sendromu Diamond-Blackfan anemisiyle örtüşen ancak kendine özgü iskelet bulguları içeren ayrı bir klinik tablo olarak literatüre kazandırmıştır.

Genetik Temel

  • Kalıtım Biçimi: Otozomal resesif kalıtım örüntüsü öne sürülmüş olmakla birlikte, genetik temel henüz tam olarak aydınlatılamamıştır.
  • Ailesel Yatkınlık: Sendromun ailesel kümelenmesi, genetik bir etiyolojiyi güçlü biçimde desteklemektedir. Etkilenen bireylerin birinci derece akrabalarında benzer bulguların görülmesi resesif kalıtım hipotezini destekler niteliktedir.
  • Diamond-Blackfan Anemisiyle İlişkisi: Aase sendromu, bazı kaynaklarda Diamond-Blackfan anemisinin bir varyantı olarak değerlendirilmektedir. Her iki tabloda da eritroid kök hücre gelişiminde yetersizlik söz konusudur.

Klinik Bulgular

Hematolojik Bulgular

Sendromun en belirgin ve klinik açıdan en önemli özelliği hematolojik tutulumu oluşturur.

Hipoplastik anemi, kemik iliğinde eritroid öncül hücrelerin yetersiz gelişimi sonucu ortaya çıkar. Eritrosit üretiminin azalması belirgin ve tedavi gerektiren bir anemiye yol açar. Değişken lökositopeni bazı olgularda tabloya eşlik eder; ancak her olguda görülmeyebilir. Trombositopeni nadiren bildirilmiştir.

İskelet Bulguları

Üç falanksli başparmaklar sendromun en karakteristik iskelet bulgusunu oluşturur. Normal başparmak iki falanks içerirken, Aase sendromunda başparmak üç falanks içerir ve bu durum başparmağa uzun bir parmak görünümü kazandırır. Dar omuzlar iskelet tutulumunun diğer önemli bulgusudur. Küçük ve hipoplastik omuz kuşağı, üst ekstremite hareketlerini etkileyebilir.

Büyüme ve Gelişim

Hafif büyüme geriliği doğumdan itibaren kendini gösterir. Boy ve kilo artışı normalin biraz altında seyreder ancak ciddi bir büyüme yetersizliği beklenmez. Zeka gelişimi genellikle etkilenmez.

Kranyal Bulgular

Fontanellerin geç kapanması, özellikle ön fontanelin normal zamanın ötesinde açık kalması, sendromun karakteristik kranyal bulgusudur. Normal koşullarda ön fontanel 18–24 ayda kapanırken, Aase sendromunda bu süreç belirgin biçimde uzayabilir.

Nadir Görülen Ek Bulgular

Tüm olgularda görülmemekle birlikte bazı vakalarda şu bulgular bildirilmiştir: yarık dudak ve yarık damak gibi orofasyal yarıklar, retinopati yani göz retinasının tutulumu ve boyun perdesi olarak bilinen pterigium kolli.

Tanı

  • Klinik Tanı: Karakteristik bulguların bir arada bulunması tanıyı güçlü biçimde destekler. Doğumda veya erken bebeklik döneminde saptanan hipoplastik anemi ile üç falanksli başparmak birlikteliği tanıyı düşündürmelidir.
  • Laboratuvar Bulguları: Periferik kan sayımında normokrom veya makrositik anemi, lökositopeni ve retikülosit azlığı saptanır. Kemik iliği aspirasyonunda eritroid seride hipoplazi ve azalmış öncül hücre sayısı izlenir. Hemoglobin F düzeyinde artış görülebilir.
  • Görüntüleme: El ve bilek radyografileri üç falanksli başparmağı net olarak ortaya koyar. Kranyal görüntüleme fontanel kapanmasının gecikmesini değerlendirmeye yardımcı olur.
  • Genetik İnceleme: Ailesel öykünün araştırılması ve mümkün olan olgularda moleküler genetik analiz tanıyı pekiştirir.

Ayırıcı Tanı

  • Diamond-Blackfan Anemisi: En önemli ayırıcı tanıdır. Her iki tabloda da eritroid hipoplazi mevcuttur. Diamond-Blackfan anemisinde ribozom protein geni mutasyonları tanımlanmış olup iskelet bulguları Aase sendromundan farklılık gösterebilir.
  • Fanconi Anemisi: Pansitopeni ve iskelet anomalileri içermekle birlikte kemik iliği yetmezliği daha kapsamlıdır ve kromozomal kırılganlık testleri pozitiftir.
  • Blackfan-Diamond Sendromu: Üç falanksli başparmak her iki tabloda da görülebileceğinden ayırıcı tanı güçleşebilir; genetik inceleme yol göstericidir.
  • Holt-Oram Sendromu: Üst ekstremite anomalileri ve kardiyak defektlerle seyreden otozomal dominant bir sendromdur; TBX5 gen mutasyonu tanımlanmıştır.

Tedavi

Aase sendromunun spesifik bir küratif tedavisi bulunmamaktadır. Tedavi semptomatik ve destekleyici niteliktedir.

  • Hematolojik Tedavi: Kortikosteroidler eritroid üretimi uyarmak amacıyla kullanılır ve bazı olgularda anlamlı yanıt elde edilir. Kortikosteroid tedavisine yanıt vermeyen olgularda düzenli eritrosit transfüzyonları uygulanır. Ağır ve dirençli olgularda allojenik kök hücre nakli seçenek olarak değerlendirilebilir.
  • İskelet ve Diğer Bulguların Yönetimi: Dar omuzlara bağlı fonksiyonel kısıtlılıklar için fizik tedavi ve rehabilitasyon planlanabilir. Yarık dudak ve damak varlığında cerrahi düzeltme gereklidir. Retinopati izlemi için düzenli oftalmolojik takip önerilir.
  • Prognoz: Hematolojik tablonun ağırlığı prognozu belirleyen temel faktördür. Kortikosteroid tedavisine yanıt veren olgularda uzun dönem prognoz görece iyidir. Bazı olgularda anemi zamanla kendiliğinden düzelme eğilimi gösterebilir.

İlgili Kavramlar

  • Hipoplastik anemi: Kemik iliğinde eritroid üretimin yetersizliğine bağlı anemidir.
  • Trifalangeal başparmak: Normal iki falanks yerine üç falanks içeren başparmak anomalisidir; Aase sendromunun iskelet belirtecidir.
  • Lökositopeni: Beyaz kan hücresi sayısının normalin altına düşmesidir.
  • Fontanel: Bebeklerde kafatası kemikleri arasındaki bağ dokusuyla örtülü bölgelerdir; geç kapanma birçok metabolik ve genetik hastalıkta görülür.
  • Diamond-Blackfan anemisi: Aase sendromuyla yakın ilişkili, saf eritroid aplazi ile seyreden genetik bir hastalıktır.
  • Pterigium kolli: Boyun perdesi olarak da adlandırılan, boyun yan bölgelerinde deri kıvrımlarının oluşturduğu anatomik anomalidir.

Not: Aase sendromu son derece nadir görülen bir hastalık olup literatürde sınırlı sayıda olgu bildirilmiştir. Tanının doğrulanması ve uygun genetik danışmanlığın sağlanması için hastaların deneyimli pediatrik hematoloji ve genetik merkezlerine yönlendirilmesi önerilmektedir.

← Önceki Yazı
Aarskog Sendromu
Sonraki Yazı →
AAV

Medirehber.com

Tıbbi Bilgi, Sade ve Net

Sitemiz

© 2026 Medirehber.com — Tüm Hakları Saklıdır. WordPress ile güçlendirilmiştir