Abdominal Kavite
Karın Boşluğu ya da Abdominal Kavite olarak Türkçede kullanılır.
Tanım ve Genel Çerçeve
Karın boşluğu, üstte diyafragma, altta pelvik alan, önde ve yanlarda karın duvarı kasları ile aponörozları, arkada ise lomber omurga ve arkaya yaslanmış kaslar tarafından sınırlanan geniş vücut boşluğudur. Bu boşluğun tamamı abdominal fasya ile çevrilmiştir. İçerdiği organlar, dokular, kan damarları ve lenf damarları bakımından vücudun en kalabalık boşluğunu oluşturur; karaciğer, mide, ince bağırsak, kolon, dalak, safra kesesi ve böbrekler bu boşlukta yer alır.
Sınırları ve Duvarları
Karın boşluğunun üst sınırını diyafragma oluşturur. Kubbe biçimli bu kas-tendinöz yapı, göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayırır ve solunumun her fazında şekil değiştirerek dinamik bir tavan işlevi görür. Ön ve yan duvarları karın kaslarının üst üste binmiş üç tabakası — dış oblik, iç oblik ve transversus abdominis — ile bu kasların aponörozları ve rektus abdominis kası oluşturur. Arka duvarı lomber vertebralar, psoas major, quadratus lumborum ve iliak kaslar meydana getirir; bu arka duvar aynı zamanda retroperitoneal organların yaslandığı zemini oluşturur. Alt sınır ise anatomik olarak kesin bir diyafragma gibi değil geçişli bir bölge olarak tasarlanmıştır; pelvik girişte karın boşluğu pelvik boşlukla süreklilik gösterir.
Periton ve Bölümlere Ayrılması
Karın boşluğu periton adı verilen ince, parlak ve kaygan bir seröz zar tarafından döşenir. Peritonun iki yaprağı birbirinden ayırt edilir: parietal periton karın duvarının iç yüzeyini döşerken visseral periton organların yüzeyini sarar. Bu iki yaprak arasındaki potansiyel boşluk periton boşluğunu (kavum peritonei) oluşturur; normalde yalnızca ince bir seröz sıvı tabakası içerir ve bu sıvı organların birbirine ve karın duvarına sürtünmeden kaymasını sağlar.
Organların peritonla olan ilişkisine göre karın boşluğu içindeki yapılar iki ana gruba ayrılır. İntraperitoneal organlar periton tarafından neredeyse tamamen sarılır; mide, ince bağırsak’ın büyük bölümü, transvers kolon, sigmoid kolon, karaciğer, dalak ve safra kesesi bu gruba girer. Retroperitoneal organlar ise peritonun arkasında yer alır ve yalnızca ön yüzleri peritonla kaplıdır; böbrekler, adrenal bezler, pankreas, çıkan ve inen kolon, duodenumun büyük bölümü ile abdominal aort ve inferior vena kava bu gruba dahildir. Bu ayrım cerrahi yaklaşım planlaması açısından kritik öneme sahiptir; retroperitoneal organlara ulaşmak periton boşluğuna girmeden de mümkün olabilir.
Karın boşluğu klinik ve cerrahi amaçlarla bölgelere ayrılarak değerlendirilir. Dokuz bölgeli sistemde sağ ve sol hipokondriyal bölgeler, epigastrik bölge, sağ ve sol lateral (lumbar) bölgeler, umbilikal bölge, sağ ve sol iliak (inguinal) bölgeler ile hipogastrik (pubik) bölge tanımlanır. Daha basit dört bölgeli sistemde ise göbek yatay ve dikey çizgilerle referans alınarak sağ üst kadran, sol üst kadran, sağ alt kadran ve sol alt kadran belirlenir. Bu bölge sistemi özellikle akut karın değerlendirmesinde ağrının lokalizasyonunu tanımlamak için günlük klinik pratikte yaygın biçimde kullanılır.
İçerdiği Organlar ve Yapılar
Karaciğer, karın boşluğunun en büyük organıdır ve sağ üst kadranda diyaframın hemen altında yer alır. Safra kesesi karaciğerin alt yüzeyine yapışık olarak bulunur ve karaciğerde üretilen safrayı depolar. Mide sol üst kadranda, özofagusun hemen altında konumlanır; içeriğine ve doluluk durumuna bağlı olarak şekli ve konumu belirgin biçimde değişebilir. İnce bağırsak duodenum, jejunum ve ileum olmak üzere üç bölümden oluşur ve karın boşluğunun ortasını büyük ölçüde doldurur; yetişkinlerde toplam uzunluğu 6-7 metreyi bulur. Kolon çekumdan başlayarak çıkan, transvers, inen ve sigmoid bölümler halinde karın boşluğunun çevresini çerçeveler. Dalak sol üst kadranda, midenin hemen arkasında ve diyaframın altında yer alır; bağışıklık işlevi ve kan hücresi üretimi açısından kritik bir organdır. Pankreas retroperitoneal konumda, midenin arkasında uzanır; hem sindirim enzimleri üreten ekzokrin hem de insülin ve glukagon salgılayan endokrin işlevleri bir arada yürütür. Böbrekler arka karın duvarına yaslanmış retroperitoneal organlardır; sağ böbrek karaciğerin ağırlığı nedeniyle sol böbreğin biraz altında konumlanır.
Kan damarları açısından abdominal aort ve dalları ile inferior vena kava ve kolları karın boşluğunun ana damarsal eksenini oluşturur. Portal ven sistemi sindirim organlarından gelen kanı karaciğere taşır. Lenf damarları ise karın boşluğu boyunca yoğun bir ağ oluşturarak hem bağışıklık hem de sindirimde emilen yağların taşınmasında rol oynar; özellikle ince bağırsak villuslarından köken alan şilöz damarlar bu ağın önemli bir bileşenidir.
Klinik Önemi
Karın boşluğunun klinik açıdan en sık karşılaşılan patolojilerinden biri peritonittir; periton yapraklarının enfeksiyonu ya da kimyasal irritasyonu sonucu gelişen bu tablo genellikle ülser perforasyonu, apandisit ya da bağırsak perforasyonu gibi bir iç organ patolojisine ikincildir ve hayatı tehdit eden bir acil durum oluşturur. Asit, karın boşluğunda anormal miktarda sıvı birikmesidir; karaciğer sirozu, malignite ve kalp yetmezliği başlıca nedenleri arasındadır ve karın çevresinde belirgin şişkinliğe yol açar. Abdominal kompartman sendromu ise karın içi basıncın patolojik düzeyde yükselmesiyle ortaya çıkar; perfüzyonu bozarak böbrek yetmezliği, mezenterik iskemi ve solunum yetmezliğine zemin hazırlayabilir. Cerrahi girişimler açısından değerlendirildiğinde karın boşluğuna açılan laparotomi ya da laparoskopik yaklaşımlar tüm genel cerrahi, jinekoloji ve üroloji pratiğinin temelini oluşturur; bu nedenle karın boşluğunun anatomisini ayrıntılarıyla bilmek her cerrahi disiplinin vazgeçilmez ön koşuludur.