İçeriğe atla

Abetalipoproteinemi

PAYLAŞ

Abetalipoproteinemi, vücudun belirli yağ ve yağda eriyen vitaminleri bağırsaktan kana taşıyamamasına yol açan, son derece nadir görülen kalıtsal bir metabolizma hastalığıdır. Dünya genelinde yalnızca birkaç yüz vakası tanımlanmış olup tıp literatüründe “Bassen-Kornzweig sendromu” adıyla da bilinir; bu isim hastalığı ilk kez 1950’lerde ayrıntılı biçimde tanımlayan iki araştırmacıdan gelir.

Adı biraz karmaşık görünse de parçalara ayırıldığında anlamı netleşir: a öneki “yokluğu”, beta lipoprotein adı verilen taşıyıcı molekülü, lipo yağı ve proteinemi ise kanda protein varlığını ifade eder. Yani kelimenin tam karşılığıyla “kanda beta lipoprotein bulunmaması” demektir.

Hastalık Neden Gelişir?

Vücudun bağırsaktan emdiği yağlar ve yağda eriyen vitaminler (A, D, E ve K vitaminleri) kan dolaşımına doğrudan geçemez. Bu maddelerin taşınabilmesi için özel paketleme yapılarına ihtiyaç duyulur; bunlara lipoprotein denir. Abetalipoproteinemi hastalarında bu paketleme sürecinin vazgeçilmez bir parçası olan MTP (mikrozomal trigliserit transfer proteini) adlı enzim işlevini yitirir. MTP olmadan lipoproteinler bir türlü oluşturulamaz; yağlar ve yağda eriyen vitaminler bağırsak hücrelerinde birikir, kana geçemez ve vücudun geri kalanına ulaşamaz.

Hastalık otozomal resesif kalıtım gösterir. Yani çocuğun bu hastalığı yaşaması için anne ve babanın her ikisinin de kusurlu geni taşıması ve çocuğa birer kopya aktarması gerekir. Sadece tek bir kusurlu gen taşıyan kişiler hasta olmaz, yalnızca taşıyıcı konumunda kalır.

Belirtileri Nelerdir?

Abetalipoproteinemi belirtilerini üç temel sistemde ele almak en açıklayıcı yaklaşımdır: sindirim sistemi, sinir sistemi ve göz.

Sindirim sistemi belirtileri genellikle ilk ortaya çıkan bulgulardır ve çoğunlukla bebeklik döneminde fark edilir. Yağlı, kötü kokulu ve açık renkli dışkı hastalığın en erken işaretlerinden biridir; bağırsaktan emilemeyip dışkıya karışan yağlar bu görünüme yol açar. Karın şişliği, ishal, büyüme ve gelişme geriliği de bu dönemde dikkat çeken bulgular arasındadır.

Nörolojik belirtiler yağda eriyen vitaminlerin, özellikle E vitamininin kronik eksikliğinden kaynaklanır ve genellikle çocukluk ile ergenlik döneminde belirginleşir. Denge ve koordinasyon bozukluğu, yürüyüş güçlüğü, ellerde ve ayaklarda uyuşma ve his kaybı zamanla ilerleyerek günlük yaşamı ciddi biçimde kısıtlayabilir. Kas zayıflığı ve derin tendon reflekslerinin azalması ya da kaybolması nörolojik muayenede dikkat çeken bulgulardandır.

Göz bulguları ise hastalığın en karakteristik özelliklerinden birini oluşturur. Retinitis pigmentosa adı verilen ve gözün ışığa duyarlı tabakasının giderek bozulduğu bu durum, önce gece körlüğüne, ilerleyen dönemlerde ise görme alanının daralmasına ve ciddi görme kaybına neden olabilir. Göz kürelerinin istemsiz titremesi anlamına gelen nistagmus ve şaşılık da görülebilir.

Kan bulgularında ise çok düşük ya da hiç olmayan LDL ve VLDL kolesterol düzeyleri ile kırmızı kan hücrelerinin kenarlarının düzensiz diken görünümü aldığı akantositoz saptanır. Bu düzensiz şekilli hücreler mikroskop altında kolaylıkla tanınır.

Nasıl Teşhis Edilir?

Tanı koymak her zaman kolay değildir çünkü hastalık son derece nadirdir ve başlangıç belirtileri başka sindirim sorunlarıyla karışabilir. Kan testlerinde trigliserid, LDL ve VLDL değerlerinin neredeyse sıfır düzeyinde olması güçlü bir ipucudur. Periferik kan yaymasında akantositozun görülmesi tanıyı destekler. Kesin tanı ise MTP genindeki mutasyonun genetik analiz yoluyla saptanmasıyla konulur.

Tedavisi Var mıdır?

Hastalığın kökten ortadan kaldıran bir tedavisi henüz mevcut değildir. Ancak erken dönemde başlanan ve titizlikle sürdürülen destek tedavisiyle belirtilerin ilerlemesi önemli ölçüde yavaşlatılabilir ve yaşam kalitesi korunabilir.

Tedavinin temelini yüksek doz yağda eriyen vitamin takviyeleri oluşturur. E vitamini bu takviyeler içinde en kritik olanıdır; çünkü nörolojik hasarın büyük bölümü E vitamini eksikliğinden kaynaklanır ve erken başlanan E vitamini desteğiyle sinir sistemi hasarının önemli ölçüde önüne geçilebilir. A, D ve K vitaminleri de düzenli olarak verilir. Diyette yağ alımı kısıtlanır; özellikle uzun zincirli yağ asitleri azaltılarak orta zincirli trigliseridler tercih edilir, çünkü bunlar bağırsaktan farklı bir mekanizmayla emilir.

Erken Tanının Önemi

Abetalipoproteinemide erken tanı ve erken tedavi başlanması arasındaki fark, hastanın uzun vadeli yaşam kalitesi açısından belirleyicidir. Tanı gecikmesi ve buna bağlı vitamin eksiklikleri sinir sistemi ile göz üzerinde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilir. Bu nedenle açıklanamayan büyüme geriliği, yağlı dışkı ve düşük kolesterol düzeyleri bir arada görüldüğünde nadir metabolik hastalıklar arasında abetalipoproteinemi akılda tutulmalı ve uzman bir merkeze yönlendirme gecikmeden yapılmalıdır.

YAZAR HAKKINDA