İçeriğe atla

Abortus

PAYLAŞ

Abortus, gebeliğin yirmi ile yirmi dört haftadan önce, yani bebek anne rahmi dışında bağımsız olarak yaşayabilir hâle gelmeden herhangi bir nedenle sona ermesidir. Latince kökenli bu terim Türkçede “düşük” karşılığıyla bilinir; tıp dilinde ise gebelik kaybının tüm biçimlerini kapsayan çatı kavram olarak kullanılır.

Abort ve abortus kelimeleri köken olarak aynı kökten gelir ve çoğu zaman birbirinin yerine kullanılır. Ancak tıbbi literatürde abortus daha çok tanımsal ve sınıflandırıcı bir terim olarak öne çıkar; gebelik kaybının türünü, evresini ve klinik tablosunu belirtmek için kullanılan alt başlıkların tamamı abortus çatısı altında toplanır.

Ne Kadar Yaygındır?

Abortus, gebeliğin en sık görülen komplikasyonlarından biridir. Klinik olarak doğrulanmış gebeliklerin yaklaşık yüzde on ile yirmi arasında bir oranı abortusla sonuçlanır. Gebeliğin henüz fark edilmediği çok erken kayıplar da hesaba katıldığında bu oran yüzde elliye kadar yükseldiği tahmin edilmektedir. Bu rakamlar abortusun ne denli yaygın bir deneyim olduğunu ortaya koyar; pek çok kadın farkında olmadan çok erken bir gebelik kaybı yaşamış olabilir.

Türleri

Abortus tek bir tablo değil, farklı klinik görünümler altında karşımıza çıkan bir kavramlar ailesidir.

Abortus imminens, Türkçede “tehdid edici düşük” olarak bilinir. Gebelik henüz devam etmektedir; ancak vajinal kanama ve kramp biçiminde ağrı başlamıştır. Gebeliğin süreceği ya da kaybedeceği henüz belli değildir. Bu aşamada istirahat ve yakın takip önerilir; kimi zaman gebelik sorunsuz devam eder, kimi zaman ise kaybedilir.

Abortus insipiens, “kaçınılmaz düşük” anlamına gelir. Rahim ağzı açılmaya başlamış ve gebelik ürünleri aşağıya doğru hareket etmiştir; bu noktada gebeliğin devamı artık mümkün değildir. Kanama ve ağrı genellikle şiddetlidir.

Abortus inkompletus, gebelik ürünlerinin yalnızca bir kısmının rahimden çıktığı, geri kalanının içeride kaldığı tablodur. Bu durum kanama ve enfeksiyon riski taşıdığından tıbbi müdahale çoğunlukla gereklidir.

Abortus kompletus, gebelik ürünlerinin tamamının rahimden çıktığı ve gebeliğin eksiksiz biçimde sona erdiği tablodur. Kanama ve ağrı kendiliğinden azalır; ek müdahale gerekmeyebilir ancak ultrasonografi ile doğrulama yapılması önerilir.

Missed abortus, embriyo ya da fetüsün hayatını yitirmiş olmasına karşın rahmin henüz boşalmadığı sessiz düşüktür. Kişi gebeliğinin sürdüğünü sanabilir; hatta mide bulantısı gibi gebelik belirtileri bile devam edebilir. Tanı çoğunlukla rutin ultrasonografide kalp atımının görülememesiyle konulur ve beklenmedik bir anda öğrenilen bu haber çoğu zaman derin bir şok yaratır.

Abortus septikus, gebelik kaybının enfeksiyonla komplike olduğu tablodur. Ateş, titreme, karın ağrısı ve genel durum bozukluğu bu tablonun belirtileridir. Acil tıbbi müdahale gerektiren ve annenin hayatını tehdit edebilecek ciddi bir klinik durumdur.

Abortus habitualis, üç ya da daha fazla ardışık gebelik kaybının yaşandığı tablodur. Tekrarlayan kayıplar olarak da bilinir ve altta yatan bir nedeni araştırmak için kapsamlı bir tıbbi değerlendirme başlatılmasını gerektirir.

Nedenleri Nelerdir?

Abortusun nedenleri çok çeşitlidir ve her vakada tek bir neden belirlenemeyebilir.

Kromozom anomalileri en sık görülen nedendir; özellikle ilk üç aydaki kayıpların yarısından fazlasında embriyo ya da fetüste sayısal ya da yapısal bir kromozom hatası saptanır. Bu durum anne ya da babanın bir kusurundan değil, hücre bölünmesi sırasında rastlantısal olarak oluşan bir hatadan kaynaklanır.

Hormonal bozukluklar, özellikle progesteron yetersizliği ve tiroid hastalıkları gebeliğin sürdürülmesini güçleştirebilir. Uterus yapısal anomalileri, rahim içinde bölme bulunması, miyomların konumu ya da rahim şeklindeki doğumsal farklılıklar bazı vakalarda tekrarlayan kayıplara zemin hazırlar. Antifosfolipid sendromu, bağışıklık sisteminin pıhtılaşmayı artıran anormal antikorlar üretmesiyle ortaya çıkan bu durum plasenta damarlarını etkileyerek gebelik kaybına yol açabilir. İleri anne yaşı da önemli bir faktördür; yumurta hücrelerinin kalitesindeki doğal düşüş nedeniyle yaş ilerledikçe kromozom anomalisi içeren embriyo oranı artar ve abortus riski yükselir.

Tanı ve Değerlendirme

Abortus şüphesinde ultrasonografi en değerli tanı aracıdır. Gebelik kesesinin varlığı, embriyonun görünümü ve kalp atımının tespiti bu görüntüleme yöntemiyle değerlendirilir. Kan testlerinde gebelik hormonu olan beta-hCG düzeyinin seyri de tanıya katkıda bulunur; sağlıklı bir gebelikte bu değer her iki günde bir yaklaşık iki katına çıkarken abortus tablolarında düşme ya da yükselmenin durması beklenen trendi bozar.

Fiziksel İyileşme Süreci

Abortus sonrasında fiziksel iyileşme genellikle birkaç hafta içinde tamamlanır. Kanama azalır, rahim normal boyutuna döner ve hormon düzeyleri normale iner. Bir ila iki ay içinde adet döngüsü yeniden başlar. Tıbbi açıdan çoğu kadın sonraki aylarda yeniden gebe kalabilir; ancak bir sonraki gebeliğe ne zaman hazır hissedileceği hem fiziksel hem de duygusal bir değerlendirme gerektirir.

Duygusal İyileşme Süreci

Gebelik kaybının duygusal boyutu fiziksel iyileşmeden çok daha uzun sürebilir ve çok daha derin izler bırakabilir. Keder, suçluluk duygusu, öfke, çaresizlik ve yalnızlık hissi bu süreçte yaşanabilecek doğal duygulardır. Toplumsal normlar zaman zaman bu yasın dışa vurulmasını zorlaştırır; “erken gebelikti”, “henüz bağlanmamıştınız” gibi iyi niyetli ama yanlış yönlendirici sözler kişinin acısını küçümseyici bir etki yaratabilir.

Oysa gebelik kaybı, ne kadar erken olursa olsun gerçek bir kayıptır ve yas tutmak bu sürecin doğal bir parçasıdır. Partner, aile ve yakın çevreden destek almak, deneyimini paylaşmak isteyen kişilerle konuşmak ve gerektiğinde profesyonel psikolojik destek aramak iyileşme sürecini önemli ölçüde kolaylaştırır.

YAZAR HAKKINDA