İçeriğe atla

Anormallik

PAYLAŞ

Anormallik, bir bireyin ya da durumun beklenen, alışılagelen veya sağlıklı kabul edilen ölçütlerden sapması anlamına gelir. Tıp, psikoloji, istatistik ve günlük dil gibi birbirinden farklı bağlamlarda kullanılan bu kavram, her alanda biraz farklı bir anlam kazanır. Latince’de “kurala uymayan” anlamındaki anomalia kelimesinden türeyen bu terim, Türkçeye hem “anormallik” hem de “anomali” biçiminde geçmiştir.

Anormalliği tanımlamanın göründüğü kadar kolay olmadığını belirtmek gerekir. “Normal” kavramının kendisi de tartışmalıdır; neyin normal, neyin anormal sayılacağı zaman içinde değişebilir, kültürden kültüre farklılık gösterebilir ve ölçüt olarak hangi referans noktasının seçildiğine göre kökten değişebilir.

Tıpta Anormallik

Tıbbi bağlamda anormallik, bir bulgunun, değerin ya da yapının sağlıklı bireylerde beklenen aralığın dışında kalması demektir. Kan testlerinde referans aralıkları bu tanımın en somut örneğidir. Açlık kan şekerinin belirli bir değerin üzerinde çıkması, tiroid hormonunun normalin altında seyretmesi ya da karaciğer enzimlerinin yükselmesi tıbbi anormallikler olarak değerlendirilir ve ileri araştırma gerektirir.

Anatomik anormallikler ise yapıların olağan konumundan, boyutundan ya da biçiminden sapmasını ifade eder. Doğumsal kalp anomalileri, böbreklerin normalden farklı bir konumda bulunması ya da ek bir kosta varlığı bu kategoriye girer. Her anatomik anormallik mutlaka bir hastalık ya da belirti anlamına gelmez; pek çoğu tesadüfen saptanır ve klinik açıdan anlamsız kalır.

Hücresel düzeyde ise anormal hücre görünümü patoloji laboratuvarlarının günlük diline girmiş bir kavramdır. Hücre çekirdeğinin büyümesi, şeklinin bozulması ya da bölünme düzeninin değişmesi patolojik süreçlerin habercisi olabilir ve kanser tanısında belirleyici rol oynar.

İstatistiksel Anormallik

İstatistik biliminde anormallik çok daha nesnel bir çerçeveye oturtulur. Bir toplulukta ölçülen herhangi bir özellik normal dağılım gösterdiğinde, ortalamanın belirli bir standart sapma uzağında kalan değerler istatistiksel olarak anormal kabul edilir. Bu yaklaşımda anormallik değer yargısı taşımaz; yalnızca bir değerin popülasyonun büyük çoğunluğundan ne ölçüde uzaklaştığını gösterir. Çok uzun boylu olmak ya da olağanüstü yüksek bir zeka katsayısına sahip olmak istatistiksel anormalliklerdir; ancak bunlar olumsuz değil, nötr ya da olumlu sapmalar olarak değerlendirilir.

Psikoloji ve Psikiyatride Anormallik

Bu alanda anormalliği tanımlamak en çok tartışma yaratan konulardan biridir. Psikoloji tarihsel olarak dört temel ölçüt üzerinden anormalliği ele almıştır.

İstatistiksel seyreklik, bir davranış ya da özelliğin toplumun büyük çoğunluğunda görülmemesidir. Kişisel sıkıntı, bireyin kendi deneyiminden duyduğu acı ve rahatsızlıktır. İşlevsellik bozukluğu, kişinin günlük hayatını, ilişkilerini ve sorumluluklarını sürdüremez hâle gelmesidir. Toplumsal normlardan sapma ise kültürün beklentileri ve kabul gören davranış kalıplarının dışına çıkmaktır. Bu dört ölçütün hiçbiri tek başına yeterli değildir; anormallik tanısı genellikle bunların bir arada değerlendirilmesiyle konulur.

Anormallik Her Zaman Sorun mudur?

Hayır. Anormallik kavramı çoğu zaman olumsuz bir çağrışım taşısa da bu her zaman doğru değildir. Tıbbi bir bulguda anormallik erken müdahale için değerli bir uyarı işareti olabilir. İstatistiksel anormallik olağanüstü bir yeteneğin ya da özelliğin göstergesi olabilir. Evrimsel biyolojide ise anormallikler, yani mutasyonlar ve varyasyonlar, türlerin çevreye uyum sağlamasının ve evrilmesinin temel motorudur.

Öte yandan anormallik kavramının tarihsel olarak zaman zaman ayrımcılık ve dışlama aracına dönüştürüldüğü de göz ardı edilemez. Solak olmak, belirli cinsel yönelimler ya da nöroçeşitlilik kapsamındaki bireysel farklılıklar uzun dönemler boyunca hatalı biçimde anormal olarak etiketlenmiş ve bu etiket ciddi toplumsal sonuçlar doğurmuştur. Bu tarihsel arka plan, anormallik kavramının ne zaman ve nasıl kullanıldığına dikkat etmenin önemini bir kez daha gözler önüne serer.

YAZAR HAKKINDA